İletişim, sosyal etkileşim ve davranışların tümü, bir tür nörogelişimsel bozukluk olan otizmden etkilenir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tahminen 54 çocuktan 1’i otizm spektrum bozukluğundan (ASD) muzdariptir.
Otizmin yaygınlığı göz önüne alındığında bu duruma sahip bireylerin kendi çocuk sahibi olup olamayacaklarının sorgulanması mantıklıdır.
Otizmli çocuk sahibi olmanın potansiyel engellerini ve faydalarını araştıracağız. Daha fazlasını öğrenmek için okumaya devam edin…
Evet, otizmli bireylerin çocuk sahibi olabileceği bir gerçektir.
Otizmin olmaması, bireylerin hamile kalamayacağı veya hamile kalamayacağı anlamına gelir. Otizmli bireyler çocuk yetiştirmede kendilerine özgü engellerle karşılaşabilirler. Ancak bazı zorluklar da var.
Otizmli ebeveynlik, özellikle sevdiklerinizle sosyalleşme söz konusu olduğunda zorlu ve zorlu bir deneyim olabilir.
Duyguları iletme, anlama ve kontrol etme yeteneği, otizmli kişiler için ebeveynliğin çok önemli bir özelliğidir.
Doğru destek ve kaynaklarla otistik ebeveynler başarılı yetişkinler olmak için gerekli becerileri öğrenebilirler.
Duyusal aşırı yüklenme, otistik ebeveynlerin karşılaştığı bir sorundur. Otistik kişilerin deneyimlediği duyular onları gürültüye, ışığa veya dokunmaya karşı oldukça duyarlı hale getirebilir.
Ebeveynlik deneyimi, bebeklerin ağlaması, yüksek sesli oyuncaklar ve sürekli fiziksel temas dahil olmak üzere duyusal aşırı yüklenme ile karakterize edilebilir.
Duyusal aşırı yüklenme, Otistik ebeveynler tarafından gürültü önleyici kulaklıkların kullanılması veya gerektiğinde mola verilmesi yoluyla yönetilebilir.
Engellere rağmen otizmli çocuk yetiştirmenin pek çok olumlu yönü var.
Otistik bireyler dünyaya karşı benzersiz bir bakış açısına haiz olabilirler ve bu da evlatları idrak etme ve onlarla kontakt kurma mevzusunda kıymetli olabilir. Ayrıca, çocuklarıyla paylaşabilecekleri hususi alaka alanlarına da haiz olabilirler, bu da kuvvetli bir bağın geliştirilmesine destek olabilir.
Otistik bir ferdin otistik bir evladı olur mu?
Otistik bir ferdin çocuk sahibi olup olamayacağı düşünülürken ortaya çıkabilecek bir soru, otistik bir çocuğa haiz olma olasılıklarının daha yüksek olup olmadığıdır.
Otizmin genetik bir bileşeni olsa da, otistik bir çocuğa haiz olma riski, kendileri de otizm spektrumunda olan anne babalar için mühim seviyede daha yüksek değildir.
Araştırmalar, otistik evlatların büyük çoğunluğunun otizmli olmayan ebeveynlerden doğduğunu göstermiştir.
Bununla birlikte, ebeveynlerden biri otizmliyse, evlatlarının toplumsal kontakt yada duyusal işleme güçlüğü benzer biçimde otizmle ilişkili muayyen özellikler yada davranışlar sergileme olasılığı daha yüksek olabilir.
Her çocuğun benzersiz bulunduğunu ve ebeveynlerinin otizm spektrumunda olup olmadığına bakılmaksızın kendi kuvvetli yönleri ve zorlukları olacağını unutmamak önemlidir.
Otistik bir anne otistik bir çocuğa haiz olabilir mi?
Araştırmalar, anne otizm spektrumunda olduğunda otistik bir çocuğa haiz olma riskinin babalara kıyasla birazcık daha yüksek bulunduğunu göstermiştir.
Molecular Autism’de gösterilen bir çalışmaya göre, otizmli annelerden dünyaya gelen küçüklere da bozukluk teşhisi konma ihtimali %5,4 iken, otizmli babalardan dünyaya gelen küçüklere bu olasılık sadece %1,5’tir.
Bununla birlikte, bu yüzdelerin hala nispeten düşük bulunduğunu ve bir çocuğa otizm teşhisi konulacağını güvence etmediğini unutmamak önemlidir.
Ayrıca, genetik ve çevresel etkisinde bırakır de dahil olmak suretiyle bir çocuğun otizm geliştirip geliştirmemesine katkıda bulunabilecek birçok başka unsur vardır. Nihayetinde, çocuk sahibi olma sonucu otizmle alakalı tehlike yada damgalamadan ziyade şahsi tercihlere dayanmalıdır.
Otizm doğurganlığı etkisinde bırakır mi?
Otizm doğurganlığı etkilememekle birlikte, birtakım araştırmalar otistik bireylerin doğurganlığı etkileyebilecek birtakım tıbbi durumlar açısından daha yüksek riske haiz olabileceğini düşündürmektedir.
Örneğin, emek harcamalar hem adam aynı zamanda hanım otistik bireylerin, gayri muntazam dönemlere ve hamile kalmada zorluğa niçin olabilen polikistik over sendromu (PCOS) yaşama olasılığının daha yüksek olabileceğini bulmuştur.
Benzer şekilde, otizmli adamların testosteron seviyeleri daha düşük olabilir ve bu da hamile kalma kabiliyetlerini etkileyebilir.
Bu bulguların hemen hemen başlangıç aşamasında bulunduğunu ve otizm ile doğurganlık arasındaki ilişkiyi tam olarak idrak etmek için daha çok araştırmaya gereksinim duyulduğunu belirtmek önemlidir.
Bununla birlikte, bir aile oluşturmayı planlayan otistik bir bireyseniz, muhtemel endişelerinizi esenlik uzmanınızla görüşmeniz yararlı olabilir. Seçeneklerinizi keşfetmenize destek olabilir ve hamile kalma şansınızı iyi mi optimize edeceğiniz mevzusunda rehberlik sağlayabilirler.
Otizm anneden mi babadan mı geçer?
Otizm, hem genetik aynı zamanda çevresel faktörlerden etkilenen karmaşa bir bozukluktur. Otizmin sebebi olarak tanımlanmış tek bir gen bulunmamakla birlikte, araştırmalar muhtemelen birçok değişik genin laf mevzusu bulunduğunu göstermektedir.
Bu nedenle, otizmin anneden mi yoksa babadan mı geçme olasılığının daha yüksek bulunduğunu söylemek zordur.
Bazı durumlarda, ailede otizm öyküsü olabilir ve aynı ailenin birden fazla üyesine bozukluk teşhisi konabilir. Ancak öteki durumlarda, bir fert ailesinde otizmli olan tek şahıs olabilir.
Genel olarak, otizm spektrumundaki her ferdin benzersiz bulunduğunu ve kendine has kuvvetli yönleri ve zorlukları bulunduğunu unutmamak önemlidir.
Genetik, otizmin gelişiminde bir rol oynayabilirken, oyundaki tek unsur değildir.
Doğum öncesi toksinlere yada enfeksiyonlara maruz kalma benzer biçimde çevresel etkisinde bırakır de otizm geliştirme riskinin artmasına katkıda bulunabilir.
Çocuğunuzun otizm riski mevzusunda endişeleriniz yada kendi teşhisinizle alakalı sorularınız varsa, rehberlik ve yardımcı sağlayabilecek kalifiye bir esenlik hizmeti sağlayıcısıyla konuşmanız önemlidir. Erken müdahale ve tedavi ile otizm spektrumundaki bireyler sevinçli ve doyum edici bir ömür sürebilirler.
Hangi anne baba otizm taşıyor?
Her iki anne babanın de çocuklarına genetik materyal katkısı olsa da, otizmin bir anne baba tarafınca diğerine bakılırsa taşındığını yada aktarıldığını yayınlayan hiç bir delil olmadığını belirtmek önemlidir.
Otizm, genetik, muhit ve doğum öncesi açınma dahil olmak suretiyle birçok potansiyel katkıda bulunan faktöre haiz karmaşa bir bozukluktur. Bu nedenle, ebeveynlerden birinin otizmi “taşıdığını”, ötekinin ise taşımadığını söylemek doğru değildir.
Bunun yerine, otizm spektrumundaki her ferdin, tanılarına katkıda bulunan kendine has genetik ve çevresel faktörlere haiz bulunduğunu söylemek daha doğrudur.
Çocuğunuzun otizm riski ile alakalı endişeleriniz yada kendi teşhisinizle alakalı sorularınız varsa, rehberlik ve yardımcı sağlayabilecek kalifiye bir esenlik hizmeti sağlayıcısıyla konuşmak her vakit en iyisidir.
Sonuç
Sonuç olarak, otistik bireyler mutlaka kendi çocuklarına haiz olabilirler. Karşılaştıkları birtakım zorluklar olsa da, doğru yardımcı ve kaynaklarla otistik anne babalar başarıya ulaşmış ve şefkatli anne babalar olabilirler.
Otistik bireylerin ebeveynliğe getirdikleri kuvvetli yönleri tanımak ve onlara anne baba olarak gelişimleri için gereksinim duydukları desteği sağlamak önemlidir.